30 Nisan 2010 Cuma
Milli Eğitim Bakanı Ne İş Yapar?
Bu memlekette milli eğitim bakanı ne iş yapar diye merak eden var mı? Son günlerde yaşanan rezilliklerin arkası bitmiyor bir yenisi Kayseride yatılı okulda bir öğretmen öğrencilerine cinsel tacizde bulunuyor. Çocuklar okul idaresine şikayette bulunuyorlar ilgilenen yok onları ciddiye alan yok. Ne yapsın garibanlar öğretmeni gizli kameraya alıp yayınlıyorlar ve bakanlık öğretmenleri görevden alıyor. Dikkatinizi çekiğim kapı önüne koymak yok, ceza yok sadece görevden alıyor. Kardeşim sen önce kendini bir görevden alsan Nimet hanım nasıl olur acaba? Dedim ya daha önceki yazımda MEB yan yatma bakanlığı olmuş kimsenin haberi yok kimse derken hükümet de farkında değil seçmen de umarım bu tür başarısızlıkları seçmen adam olup değerlendirecektir ya da koyun olursa aynen devam. Nimet hanım lütfen görevinizden istifa edin başarısızlıkları kabullenmek de bir mertlik ifadesidir.
27 Nisan 2010 Salı
Çocuk İstismarı
Herkese Merhaba
Her ne kadar son günlerde okuduklarımdan sonra merhaba demek içimden gelmesede. Efendim hepiniz okumuşsunuzdur siirt' deki devletin yatılı okulunda okuyan öğrencilerin yaptığını. Detaylara girmek istemiyorum çünkü insanın midesi bulanıyor. Şimdi herkes efendim bu çocuklar niye hapisde değil niçin serbestler diye yaygara koparıyor. Evet burada bu çocuklar suçu işlemişlerdir durum öyle gözüküyor (biz hakim veya mahkeme değiliz) Peki asıl suçlular nerede? Acaba okudukları bu yatılı okulun Müdürü, Rehberlik öğretmeni ve başda MEB Bakanı nerede? Şimdi bu çocukları bu vatandaşlara teslim etmişler zaten büyük ihtimalle anne baba yoktur devlet de adam olsunlar diye okula almış peki bu işler okula alınca bitiyor mu? Tabiiki bitmiyor acaba bu çocuklar Siirt' in bu ücra köşesinde ne şartlarda barındırılıyorlar. Giyecek ver mı? Bilgisayar (Internet) var mı? Oyuncak var mı? Yemekler iyi mi? Bir görevli psikolog var mı? Beden eğitimi dersi yapacak salonlar var mı? Bir hobby edindirme programı var mı? Bu çocuklara cinsel eğitim verecek kimse var mı? Sanırım çoğu yoktur peki nasıl adam olacak bunlar? Yap binayı tak panoyu al sana okul. Bizim Meb'in zihniyeti bu. Bu 50 yıldır böyle gidiyor böylede gidecek gibi hala bu memlekette paran yoksa okuyamassın adam olma hakkın yok sistemi.Ehh durum böyle olunca MEB Bakanılığını herkes yapar yani salla başı al maaşı.
Her ne kadar son günlerde okuduklarımdan sonra merhaba demek içimden gelmesede. Efendim hepiniz okumuşsunuzdur siirt' deki devletin yatılı okulunda okuyan öğrencilerin yaptığını. Detaylara girmek istemiyorum çünkü insanın midesi bulanıyor. Şimdi herkes efendim bu çocuklar niye hapisde değil niçin serbestler diye yaygara koparıyor. Evet burada bu çocuklar suçu işlemişlerdir durum öyle gözüküyor (biz hakim veya mahkeme değiliz) Peki asıl suçlular nerede? Acaba okudukları bu yatılı okulun Müdürü, Rehberlik öğretmeni ve başda MEB Bakanı nerede? Şimdi bu çocukları bu vatandaşlara teslim etmişler zaten büyük ihtimalle anne baba yoktur devlet de adam olsunlar diye okula almış peki bu işler okula alınca bitiyor mu? Tabiiki bitmiyor acaba bu çocuklar Siirt' in bu ücra köşesinde ne şartlarda barındırılıyorlar. Giyecek ver mı? Bilgisayar (Internet) var mı? Oyuncak var mı? Yemekler iyi mi? Bir görevli psikolog var mı? Beden eğitimi dersi yapacak salonlar var mı? Bir hobby edindirme programı var mı? Bu çocuklara cinsel eğitim verecek kimse var mı? Sanırım çoğu yoktur peki nasıl adam olacak bunlar? Yap binayı tak panoyu al sana okul. Bizim Meb'in zihniyeti bu. Bu 50 yıldır böyle gidiyor böylede gidecek gibi hala bu memlekette paran yoksa okuyamassın adam olma hakkın yok sistemi.Ehh durum böyle olunca MEB Bakanılığını herkes yapar yani salla başı al maaşı.
14 Nisan 2010 Çarşamba
Elin Dert Görmesin İsmail Çelik
Evet epeyce bir aradn sonra herkese merhaba. Elin dert görmesin ismail diyorum niye belki bu ülkede çoğu kişinin yapmak isteyip yapamadığını yaptığı için. Efendim şidet iyi bir şey değil kınıyoruz gibi sesler duyuyoruz bu günlerde neymiş demokrasiymiş yok açılıma darbeymiş felan filan gibi bu ülkenin liboşları yine konuşmaya başladı. Kardeşim benim ülkemin gencecik insanlarını şehit et, Otobüs yak vatandaşlarımı öldür, sağ sola zarar ver ,cam kır, esnafa zrar ver ondan sonra şiddeti kınıyoruz de Ulan sen önce şu PKK' ya terörist demesini öğren ondan sonra çık bunlardan konuşursun. Efendim bu yumruk açılıma darbe vuracakmış davalarının peşini bırakmıyacaklarmış gibi tehditler savur. Konuşun bakalım daha ne kadar konuşacaksınız
bir bakmışsınız bir gece hepimizin yumruğu birleşip o küçük beyninlerinizi patlatacaktır o zaman göreceğiz açılımınızı. Emin olun o gün sizin bu hayal ettiğiniz sözde özgürlük günlerinizden daha yakındır. O zaman göreceğiz bakalım nerelere sığınacaksınız.
bir bakmışsınız bir gece hepimizin yumruğu birleşip o küçük beyninlerinizi patlatacaktır o zaman göreceğiz açılımınızı. Emin olun o gün sizin bu hayal ettiğiniz sözde özgürlük günlerinizden daha yakındır. O zaman göreceğiz bakalım nerelere sığınacaksınız.
18 Mart 2010 Perşembe
Bira 1800 TL
Herkese tekrar merhaba
Bu melekette konu hiç bitmez çünkü ne kadar acaiplik varsa hep bizi bulur. Gazetede bir haber " Turistin teki bir Bira içmiş 1800 TL hesap gelmiş" haydaa bir fıçı olmasın sakın diye düşünmüyor değil insan. Yok doğru okudunuz 1 bardak. Şimdi size bu tür olayların nasıl geliştiğini ve malesef 20 yıldır nasıl çözümlenemediğini anlatiğim. Bendeniz Turizmci olup bu meslekte çömezken geceleri Taksimde bir beş yıldızlı otelde çalışırdım. Her gece böyle bir olayla uğraşırdık.Hatta beraber çalıştığımız Tatar lakaplı arkadaşa mesai' ye gelince iyi geceler derdik kızardı kardeşim gece nasıl iyi olabilirki her akşam bir olay onun için bana iyi geceler demeyin diye söylenirdi.Neyse bu olayların çoğunlukla nasıl gelişitğini anlatayım.Genelde malum özellikle erkek ve tek turistler ya şuraların birde gece hayatını göriğim maksatıyla dışarıya çıktıklarında birileri tarafından çevriliyor ve nerelisin felan derken bir dostluk kuruluyor daha sonrada gel sana bir Bira ısmarliğim gibi söylemlerle av gece kulübüne çekiliyor masada birşeyler içiliyor bu genelde fazla bir şey olmuyor çünkü birinci içkinin yarısında avcı ben bir tuvalete kadar gidiyorum diyor ve ortadan kayboluyor. Av ise hala sözde dostunu beklerken kazara birde yanına bir hatun oturup bir şey içerse zaten golü hepden yemiş oluyor.Sonra adam bakıyor ki gelen giden yok hesabını istiyor işte o andan itibaren olaylar başlıyor mesela bir biraya 1800TL (yine ucuz gelmiş ben daha fazlasını gördüm) müşteri tabi itiraz ediyor çünkü bir bira nasıl olurda 800 Euro olur. Amcamı bir güzel arka odaya çekiyorlar herhangi bir silah gösteriyorlar ve amcam cebinde ne varsa hatta bu yetmediği gibi kredi kartlarından bile çekmeye başlıyorlar.Sonrada hadi naş. Vatandaş can havliyle kendini otele atıp olayı bize anlatır ve arkasından polis çağırmamızı ister. Şimdi adama desen ki ya hocam bir şey değişmez gerek yok bizi de onlarla ortak sanır. Tabii ne yapıyoruz çağır polisi şansın varsa çabuk gelir ondan sonra karakola git ifade ver polisle kulübe git (turist de yanımızda)adamlar düzmece bir adisyon ve onaylı fiyat listesi çıkaır adamlar zaten karanlık tipler birşey de diyemezsin suçlarını kabul etmezler bizim hans içmiş bir bira, adisyona bakarsın yanına sırayla 5 hatun oturmuş şampanya açtırmış onlarda adamdan davacıyız demeye başlarlar neyse pazarlık sonucu %50- 60 indirim yapılır iş tatlıya bağlanır. Tatlı kelimesi buarad yanlış anlaşılmasın açıklaması domuzdan ne koparsan kar anlamında. Şimdi bu olaylar 20 yıl öncesi de vardı bugünde var ve eminim baksınlar kayıtlara her akşam en az sadece taksim bölgesinde 20-30 olay vardır ama kimse dur demez. Kimin dur diyeceği de zaten hiç belli değil aynen teksas misali yaşıyoruz. Yani kendini bilmezler fazla olduğu müdetçe de aynen böyle devam.
Bu melekette konu hiç bitmez çünkü ne kadar acaiplik varsa hep bizi bulur. Gazetede bir haber " Turistin teki bir Bira içmiş 1800 TL hesap gelmiş" haydaa bir fıçı olmasın sakın diye düşünmüyor değil insan. Yok doğru okudunuz 1 bardak. Şimdi size bu tür olayların nasıl geliştiğini ve malesef 20 yıldır nasıl çözümlenemediğini anlatiğim. Bendeniz Turizmci olup bu meslekte çömezken geceleri Taksimde bir beş yıldızlı otelde çalışırdım. Her gece böyle bir olayla uğraşırdık.Hatta beraber çalıştığımız Tatar lakaplı arkadaşa mesai' ye gelince iyi geceler derdik kızardı kardeşim gece nasıl iyi olabilirki her akşam bir olay onun için bana iyi geceler demeyin diye söylenirdi.Neyse bu olayların çoğunlukla nasıl gelişitğini anlatayım.Genelde malum özellikle erkek ve tek turistler ya şuraların birde gece hayatını göriğim maksatıyla dışarıya çıktıklarında birileri tarafından çevriliyor ve nerelisin felan derken bir dostluk kuruluyor daha sonrada gel sana bir Bira ısmarliğim gibi söylemlerle av gece kulübüne çekiliyor masada birşeyler içiliyor bu genelde fazla bir şey olmuyor çünkü birinci içkinin yarısında avcı ben bir tuvalete kadar gidiyorum diyor ve ortadan kayboluyor. Av ise hala sözde dostunu beklerken kazara birde yanına bir hatun oturup bir şey içerse zaten golü hepden yemiş oluyor.Sonra adam bakıyor ki gelen giden yok hesabını istiyor işte o andan itibaren olaylar başlıyor mesela bir biraya 1800TL (yine ucuz gelmiş ben daha fazlasını gördüm) müşteri tabi itiraz ediyor çünkü bir bira nasıl olurda 800 Euro olur. Amcamı bir güzel arka odaya çekiyorlar herhangi bir silah gösteriyorlar ve amcam cebinde ne varsa hatta bu yetmediği gibi kredi kartlarından bile çekmeye başlıyorlar.Sonrada hadi naş. Vatandaş can havliyle kendini otele atıp olayı bize anlatır ve arkasından polis çağırmamızı ister. Şimdi adama desen ki ya hocam bir şey değişmez gerek yok bizi de onlarla ortak sanır. Tabii ne yapıyoruz çağır polisi şansın varsa çabuk gelir ondan sonra karakola git ifade ver polisle kulübe git (turist de yanımızda)adamlar düzmece bir adisyon ve onaylı fiyat listesi çıkaır adamlar zaten karanlık tipler birşey de diyemezsin suçlarını kabul etmezler bizim hans içmiş bir bira, adisyona bakarsın yanına sırayla 5 hatun oturmuş şampanya açtırmış onlarda adamdan davacıyız demeye başlarlar neyse pazarlık sonucu %50- 60 indirim yapılır iş tatlıya bağlanır. Tatlı kelimesi buarad yanlış anlaşılmasın açıklaması domuzdan ne koparsan kar anlamında. Şimdi bu olaylar 20 yıl öncesi de vardı bugünde var ve eminim baksınlar kayıtlara her akşam en az sadece taksim bölgesinde 20-30 olay vardır ama kimse dur demez. Kimin dur diyeceği de zaten hiç belli değil aynen teksas misali yaşıyoruz. Yani kendini bilmezler fazla olduğu müdetçe de aynen böyle devam.
Etiketler:
Bira,
gece kulübü,
hırsızlık,
pavyon
17 Mart 2010 Çarşamba
Diyarbakırspor
Herkese Merhaba
Haftasonu oynanan IBB - Diyarbakırspor maçının 87.dakikasında çıkan olayları sanırım herkes seyretmiştir bilmeyenler için kısaca söyliğim 50-70 kişi savaş alanındaymış gibi sahaya doğru saldırıya geçti hakemler ve IBB li futbolcular bence canlarını soyunma odalarına kaçarak kurtarıyorlar. Şimdi gelelim olayın ve olaydan sonra kahramanlarına. Olay esnasında şalvarlı bir tip en önde milleti galyana getirmiş koşuyor (TRT kameraları tesbit etmiş) ve maç çıkışında aynı tip Diyarbakırspor başkanın yanında stadı terk ediyorlar. Şimdi bu tip çıkmış geçen akşam Can Dündarın programına efendim kendisi insanları engelliyormuş başkanın yanında bulunma nedeni de Başkandan taraftar adına özür dileyecekmiş felan filan.Ya adam bizi salak yerine koymak istiyor yada yayıncı Can Dündar bey kim inanır abiciğim bu yalana şimdi ben gitsem Diyarbakır başkanının yanıda dursam dolaşsam korumsaı felan dönüp bana sormaz mı kardeş buyur sen ne ayaksın diye. Yani bu memlekette bazen şu şark kurnazları (ki bunlardan çok var) insanı kendileri gibi sanıyor. Peki geçelim bunu ertesi gün Sayın Valimiz hakem maçı gereksizce tatil etti bir şey yoktu ki diye demeç veriyor yani buna inanamadım işte kendimden şüphe duydum acaba o görüntüleri izlerken alkolümüydüm ne? Ya herifler içeri kaçmasa linç edilecekler bunlar hala politika peşinde. Sayın Valim siz şöyle bir yerde açılış yaparken bir pankart açsak 100 tane polis gelir bizi içeri alır adamlar orada canlarını zor kurtardı sizde çıkmışsınız hakem provoke etti diyorsunuz. Neyse bunu da geçelim Sayın Başbakan, Sayın Baykal, Sayın Bahçeli işte bu provakatörlerin işi TFF ona göre karar alacaktır gibi TFF üzerinde baskı kurmak istiyorlar öte yandan Diyarbakırdakilerde efendim küme düşürülürsek daha kötü olaylar çıkar diye tehdit'de bulunuyorlar. Yani şu görüntüleri Dünyanın neresinde olursa olsun kesin ceza gelir hatırlarsanız Milli takımımıza 6 maç gelmişti ki seyirci işe karışmamıştı. Oldu olacak Diyarbakırspor için özel bir kanun çıkarın bu takım için düşme kalksın hem futbolda' da bir açılım yapmış olursunuz.Dilerim herkes kendisini biraz daha iyi bilmeyi öğrenir.
Haftasonu oynanan IBB - Diyarbakırspor maçının 87.dakikasında çıkan olayları sanırım herkes seyretmiştir bilmeyenler için kısaca söyliğim 50-70 kişi savaş alanındaymış gibi sahaya doğru saldırıya geçti hakemler ve IBB li futbolcular bence canlarını soyunma odalarına kaçarak kurtarıyorlar. Şimdi gelelim olayın ve olaydan sonra kahramanlarına. Olay esnasında şalvarlı bir tip en önde milleti galyana getirmiş koşuyor (TRT kameraları tesbit etmiş) ve maç çıkışında aynı tip Diyarbakırspor başkanın yanında stadı terk ediyorlar. Şimdi bu tip çıkmış geçen akşam Can Dündarın programına efendim kendisi insanları engelliyormuş başkanın yanında bulunma nedeni de Başkandan taraftar adına özür dileyecekmiş felan filan.Ya adam bizi salak yerine koymak istiyor yada yayıncı Can Dündar bey kim inanır abiciğim bu yalana şimdi ben gitsem Diyarbakır başkanının yanıda dursam dolaşsam korumsaı felan dönüp bana sormaz mı kardeş buyur sen ne ayaksın diye. Yani bu memlekette bazen şu şark kurnazları (ki bunlardan çok var) insanı kendileri gibi sanıyor. Peki geçelim bunu ertesi gün Sayın Valimiz hakem maçı gereksizce tatil etti bir şey yoktu ki diye demeç veriyor yani buna inanamadım işte kendimden şüphe duydum acaba o görüntüleri izlerken alkolümüydüm ne? Ya herifler içeri kaçmasa linç edilecekler bunlar hala politika peşinde. Sayın Valim siz şöyle bir yerde açılış yaparken bir pankart açsak 100 tane polis gelir bizi içeri alır adamlar orada canlarını zor kurtardı sizde çıkmışsınız hakem provoke etti diyorsunuz. Neyse bunu da geçelim Sayın Başbakan, Sayın Baykal, Sayın Bahçeli işte bu provakatörlerin işi TFF ona göre karar alacaktır gibi TFF üzerinde baskı kurmak istiyorlar öte yandan Diyarbakırdakilerde efendim küme düşürülürsek daha kötü olaylar çıkar diye tehdit'de bulunuyorlar. Yani şu görüntüleri Dünyanın neresinde olursa olsun kesin ceza gelir hatırlarsanız Milli takımımıza 6 maç gelmişti ki seyirci işe karışmamıştı. Oldu olacak Diyarbakırspor için özel bir kanun çıkarın bu takım için düşme kalksın hem futbolda' da bir açılım yapmış olursunuz.Dilerim herkes kendisini biraz daha iyi bilmeyi öğrenir.
16 Mart 2010 Salı
Bu nasıl İnsanlık
Dün bir haber okudum inanın insanlığımdan utandım nefret ettim. İzmir 'de MUSTAFA ATAŞ isimli şahıs (büyük yazdım kimse unutmasın diye) 4 yaşındaki hamile kangal köpeğine 3 gün boyunca tecavüz ediyor ve zavvalımın 9 yavrusu da ölüyor. Bu yetmiyormuş gibi karakolda ifadesi alındıktan sonra de adamı serbest bırakıyor. Allah hepinizin belasını versin diyorum başka birşey demiyorum. Ne yazık ki hala insanına dahi zamamn zaman değer vermeyen bir ülkede yaşıyoruz tabiiki başka bir canlıya değer vermesini beklemiyorum çünkü burada küçük kızlar bile küçükbaş hayvan gibi satılıyor ve çok dinci ahlaklı geçinen yöneticilerimiz bir dur diyemiyor. Zavallı Masum yemeden içmeden kesilmiş ve veteriner gözetimindeymiş. İnanın o kadar üzüldüm ki bu haberi okurken söyliyecek kelimeler bulamadım kendi insanlığımdan utandım hani bir söz var ya "İnsanları tanıdıkça hayvanları daha çok seviyorum" ne kadar doğru söylemişler. Bugünlük bu kadar yazabiliyorum çünkü bu konu hakkında yazdıkça insanlıktan soğudum.
15 Mart 2010 Pazartesi
Herr Daum ve Herr Aziz
Herkese İyi Günler
Bugünkü yazın Herr Daum ve Herr Aziz' e ne olur artık bıtakın şu fenerin yakasını.
Herr Daum bence bir takım bu kadar kötü yönetilir ve bu kadar başarısız oynatılır. İşin taktik kısmına girmiyorum bile burada ama baktım geçen akşam kulübeye yani içinden diyorsun ki kovsalar da tazminatı kapsak da Malorcaya tatile gitsem. Durum aynen bundan ibarettir. Takımın 90 dakika boyunca adam akıllı bir pozisyonu yok, Takım koşmuyor, bir A,B,C planı yok Gençlerbirliği biraz cesaretli oynasa 2-3 takıp gidecek. Neyse bu mesajımız Daum edendiye. Ya Başkan ah be Başkan keşke şu tesis yapımındaki başarıyı transferlerdede göstersen. Yani kimse akıl hocaların hemen değiştir yani kosakoca kulüp takımda gerçek bir sağ açık ve sol açığın olmadığını idrak edememiş fakat sokakta hangi fenerliye sorarsan sor hepsi idrak etmiş. Bu golcü bozuntusu Guiza ve Semihin gol atamayacağı zaten belliydi bunun üzerine adam gibi golcü alacağına gittin bir de Göhanı aldın. Andre Santos desen ehh işte ama fazla birşey yaptığı yok ilk yarı ben sol bekim diye bizi uyuttu ikinci devrede de oranın da adamı olmadığını gösterdi olsaydı milli takıma seçilirdi. Christian desen sanırım malzemeciden fırça yemiş aman formayı kirletme kendin yıkarsın diye öyle kandi çapında oynuyor onun gibi 100 tane adam var bu memlekette. Ehh bunları da görünce Bunları Daum istediyse hemen kapının önüne koy sen istediysen ya istifa et yada bırak hiç karışma çünkü bu transfer işinden anlamadığın kesin.
Bugünkü yazın Herr Daum ve Herr Aziz' e ne olur artık bıtakın şu fenerin yakasını.
Herr Daum bence bir takım bu kadar kötü yönetilir ve bu kadar başarısız oynatılır. İşin taktik kısmına girmiyorum bile burada ama baktım geçen akşam kulübeye yani içinden diyorsun ki kovsalar da tazminatı kapsak da Malorcaya tatile gitsem. Durum aynen bundan ibarettir. Takımın 90 dakika boyunca adam akıllı bir pozisyonu yok, Takım koşmuyor, bir A,B,C planı yok Gençlerbirliği biraz cesaretli oynasa 2-3 takıp gidecek. Neyse bu mesajımız Daum edendiye. Ya Başkan ah be Başkan keşke şu tesis yapımındaki başarıyı transferlerdede göstersen. Yani kimse akıl hocaların hemen değiştir yani kosakoca kulüp takımda gerçek bir sağ açık ve sol açığın olmadığını idrak edememiş fakat sokakta hangi fenerliye sorarsan sor hepsi idrak etmiş. Bu golcü bozuntusu Guiza ve Semihin gol atamayacağı zaten belliydi bunun üzerine adam gibi golcü alacağına gittin bir de Göhanı aldın. Andre Santos desen ehh işte ama fazla birşey yaptığı yok ilk yarı ben sol bekim diye bizi uyuttu ikinci devrede de oranın da adamı olmadığını gösterdi olsaydı milli takıma seçilirdi. Christian desen sanırım malzemeciden fırça yemiş aman formayı kirletme kendin yıkarsın diye öyle kandi çapında oynuyor onun gibi 100 tane adam var bu memlekette. Ehh bunları da görünce Bunları Daum istediyse hemen kapının önüne koy sen istediysen ya istifa et yada bırak hiç karışma çünkü bu transfer işinden anlamadığın kesin.
13 Mart 2010 Cumartesi
Haftasonu
Herkese Merhaba
Bugün malum haftasonu bir yandan güzel bir bahar havası yaiıyoruz insan canı tembellik çekiyor. Bugün evde tembellik yapacak olanlar için birkaç öneri.
Bugün Formula 1 yarışlarının antreman turları başlıyor RTL den seyredebilirsiniz 1238 gün sonra Michael Schumacher yine pistlerde sanırım bu sene ayrı bir heyecan yaşanacaktır.
Bir önerim şöyle güzel bir kahvaltıdan sonra geçin oyun konsolunuzun başına şöyle güzel bir oynayın ailece dahi oynayabilirsiniz şu günlerde karaoke çok revaçta.
Akşam için ise Tarihi Karaköy Lokantasında bir rezervasyon yaptırın şu gümrük binasının karşısında köşede olan yemekleri, mezeleri muhteşem.
Bugün malum haftasonu bir yandan güzel bir bahar havası yaiıyoruz insan canı tembellik çekiyor. Bugün evde tembellik yapacak olanlar için birkaç öneri.
Bugün Formula 1 yarışlarının antreman turları başlıyor RTL den seyredebilirsiniz 1238 gün sonra Michael Schumacher yine pistlerde sanırım bu sene ayrı bir heyecan yaşanacaktır.
Bir önerim şöyle güzel bir kahvaltıdan sonra geçin oyun konsolunuzun başına şöyle güzel bir oynayın ailece dahi oynayabilirsiniz şu günlerde karaoke çok revaçta.
Akşam için ise Tarihi Karaköy Lokantasında bir rezervasyon yaptırın şu gümrük binasının karşısında köşede olan yemekleri, mezeleri muhteşem.
11 Mart 2010 Perşembe
Kerpiç Evler ve Elazığ Depremi
Herkese Merhaba
Öncelikle bu depremde hayatını kaybedenlere rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yine bir deprem geldi Türkiyenin bir bölgesini vurdu. Yine ekranlarda aynı bilimciler aynı uyarılarla konuşuyorlar öbür tarafda 1999 dan bu yana yapılaşma için fazla bir şey yapılmamış böyle iplik üzerinde yaşıyoruz bu ülkede. Gelelim Karakoçana parası olanların evi beton onlar kurtardı paçayı ya diğerleri parasızlıktan mı (ki öyle tahmin ediyorum) yoksa boşvermişlikten mi bilmiyorum hala 9 bin yıl önce kullanılan Kerpiç evlerde oturuyorlar. Şöyle düşünüleim Almanyadaki Hans efendi akşam oturmuş haberleri izliyor (kendisi Türkiyeye gelmiş ama herşey dahil kaldığı için sadece havaalanı -tatilköyü ve dönüş yolunu görmüş yani bakkala bile gitmemiş)bu kerpiç evleri ve oradaki durumu izliyor demez mi ulan bunlar hala 9 bin yıl önceki teknoloji ile yaşıyorlar ne işleri var bunların AB' de. Sanırım öyle düşünecektir batıdaki vatandaş. Yani adam gelmiş de ayağımıza kadar ama ülkeyi tanıtamamışız ehh adam da bizi haberlerden tanır. Malum haberlerde çok içaçıcı değil bu günlerde. Dönelim konumuza 41 kişi öldükten sonra (doğru saydılarsa tabii) Toki ev yapacakmış şöyle olacakmış böyle olacakmış, peki 500 km ilerideki köy ne yapacak o da hala kerpiç evde oturuyor ben size söyliğim deprem duasına çıkıp bir sağlam ev sahibi olmayı dileyecekler tanrıdan. Yoksa Karakoçan köyünde gibi yaşayanları biz ancak öldükten sonra hatırlıyoruz.
Öncelikle bu depremde hayatını kaybedenlere rahmet yakınlarına başsağlığı diliyorum. Yine bir deprem geldi Türkiyenin bir bölgesini vurdu. Yine ekranlarda aynı bilimciler aynı uyarılarla konuşuyorlar öbür tarafda 1999 dan bu yana yapılaşma için fazla bir şey yapılmamış böyle iplik üzerinde yaşıyoruz bu ülkede. Gelelim Karakoçana parası olanların evi beton onlar kurtardı paçayı ya diğerleri parasızlıktan mı (ki öyle tahmin ediyorum) yoksa boşvermişlikten mi bilmiyorum hala 9 bin yıl önce kullanılan Kerpiç evlerde oturuyorlar. Şöyle düşünüleim Almanyadaki Hans efendi akşam oturmuş haberleri izliyor (kendisi Türkiyeye gelmiş ama herşey dahil kaldığı için sadece havaalanı -tatilköyü ve dönüş yolunu görmüş yani bakkala bile gitmemiş)bu kerpiç evleri ve oradaki durumu izliyor demez mi ulan bunlar hala 9 bin yıl önceki teknoloji ile yaşıyorlar ne işleri var bunların AB' de. Sanırım öyle düşünecektir batıdaki vatandaş. Yani adam gelmiş de ayağımıza kadar ama ülkeyi tanıtamamışız ehh adam da bizi haberlerden tanır. Malum haberlerde çok içaçıcı değil bu günlerde. Dönelim konumuza 41 kişi öldükten sonra (doğru saydılarsa tabii) Toki ev yapacakmış şöyle olacakmış böyle olacakmış, peki 500 km ilerideki köy ne yapacak o da hala kerpiç evde oturuyor ben size söyliğim deprem duasına çıkıp bir sağlam ev sahibi olmayı dileyecekler tanrıdan. Yoksa Karakoçan köyünde gibi yaşayanları biz ancak öldükten sonra hatırlıyoruz.
10 Mart 2010 Çarşamba
Yunanlının Durumu
Herkese öncelikle iyi günler
Geçen hafta Yunan Başbakanı Almanyayı ziyarete gittiğinde Bild gazetesi bir mektup yayınladı aynen aşağıdaki şekilde. Sevgili Başbakan;Bu satırları okurken çok farklı bir ülkeye ayak basmış olacaksınız. Almanya' dasınız satırları ile başlıyor. ve şöyle devam ediyor: " Burada insanlar 67 yaşına kadar çalışıyor. Memurlar için 14. maaş (izin parası) uzun süredir yok. Burada hiç kimse, hastanede zamanında yatak almak için bin euro rüşvet ödemek zorunda değil. Biz, evlenecek kişi bulamayan general kızları için emeklilik ödemiyoruz. Bizde benzin istasyonlarında yazar kasalar var taksi şöförleri makbuz yazıyor ve çiftçiler, hiç ortada olmayan zeytin ağaçları ile AB' nin milyonlarca sübvansiyonunu dolandırmıyor. Gerçi Almanya' nın çok borcu var, ancak ödeyebiliriz. Çünkü sabahları oldukça erken kalkıyoruz ve bütün gün çalışıyoruz. Çünkü maaşımızdan bir kısmını, daima kötü zamanlar için biriktiriyoruz. Çünkü ürünleri dünya çapında aranan firmalarımız var. Sevgili Başbakan, siz bugün, on binlerce turistle, büyük miktarda parayı Yunanistan'a taşıyan bir ülkedesiniz. Hatta siz, Otto Rehhagel ile futbolda Avrupa şampiyonu olan direktörünüzü gönderen ülkedesiniz. Biz Yunanistan' ın dostu olmak istiyoruz. Bu Almanya' nın Avrupa birliği üyeliğinden beri net olarak 50 milyar euru' yu ülkenize vermesinin nedenidir. Ancak bir şey açıklığa kavuşmak zorunda: Gerekli olduğunda doğru şekilde gerçeği söylemek de iyi bir dostluğun gereğidir. Evet Kendini Bilmez Hans yazmış hoş bu arada diğer taraf kendini bilmişmi o da tartışılır. Hans' a sormak lazım senin memleketinin % 75' i soğuk ile geçiyor yapılacak da zaten fazla bir şey yok bildiğin tek şey akşam Bira içmek Cumartesi akşamları da dışarıya çıkmak. Sen hiç ege adalarında sabah güneşin doğuşunu seyrettin mi? şöyle akşam üstü o güzel sahillerde Uzo içip taze balık yedinmi ? Hans orada yaşasa acaba sabah 5 de kalkıp bütün gün çalışırmıydı? Gerçekten merak ediyorum tabii diğer taraf suçsuz mu hayır verilen örnekler ülkemize nasıl da benziyor sanırım bu bir nevi Akdeniz hastalığı çünkü bugün Ispanyanın ve Portekizin durumu da farklı değil. Son sözüm sana Hans ya bu kamburu taşırsın yada atıp kurtulursun.
Geçen hafta Yunan Başbakanı Almanyayı ziyarete gittiğinde Bild gazetesi bir mektup yayınladı aynen aşağıdaki şekilde. Sevgili Başbakan;Bu satırları okurken çok farklı bir ülkeye ayak basmış olacaksınız. Almanya' dasınız satırları ile başlıyor. ve şöyle devam ediyor: " Burada insanlar 67 yaşına kadar çalışıyor. Memurlar için 14. maaş (izin parası) uzun süredir yok. Burada hiç kimse, hastanede zamanında yatak almak için bin euro rüşvet ödemek zorunda değil. Biz, evlenecek kişi bulamayan general kızları için emeklilik ödemiyoruz. Bizde benzin istasyonlarında yazar kasalar var taksi şöförleri makbuz yazıyor ve çiftçiler, hiç ortada olmayan zeytin ağaçları ile AB' nin milyonlarca sübvansiyonunu dolandırmıyor. Gerçi Almanya' nın çok borcu var, ancak ödeyebiliriz. Çünkü sabahları oldukça erken kalkıyoruz ve bütün gün çalışıyoruz. Çünkü maaşımızdan bir kısmını, daima kötü zamanlar için biriktiriyoruz. Çünkü ürünleri dünya çapında aranan firmalarımız var. Sevgili Başbakan, siz bugün, on binlerce turistle, büyük miktarda parayı Yunanistan'a taşıyan bir ülkedesiniz. Hatta siz, Otto Rehhagel ile futbolda Avrupa şampiyonu olan direktörünüzü gönderen ülkedesiniz. Biz Yunanistan' ın dostu olmak istiyoruz. Bu Almanya' nın Avrupa birliği üyeliğinden beri net olarak 50 milyar euru' yu ülkenize vermesinin nedenidir. Ancak bir şey açıklığa kavuşmak zorunda: Gerekli olduğunda doğru şekilde gerçeği söylemek de iyi bir dostluğun gereğidir. Evet Kendini Bilmez Hans yazmış hoş bu arada diğer taraf kendini bilmişmi o da tartışılır. Hans' a sormak lazım senin memleketinin % 75' i soğuk ile geçiyor yapılacak da zaten fazla bir şey yok bildiğin tek şey akşam Bira içmek Cumartesi akşamları da dışarıya çıkmak. Sen hiç ege adalarında sabah güneşin doğuşunu seyrettin mi? şöyle akşam üstü o güzel sahillerde Uzo içip taze balık yedinmi ? Hans orada yaşasa acaba sabah 5 de kalkıp bütün gün çalışırmıydı? Gerçekten merak ediyorum tabii diğer taraf suçsuz mu hayır verilen örnekler ülkemize nasıl da benziyor sanırım bu bir nevi Akdeniz hastalığı çünkü bugün Ispanyanın ve Portekizin durumu da farklı değil. Son sözüm sana Hans ya bu kamburu taşırsın yada atıp kurtulursun.
Kendini Bil
Merhaba
Bugün 10/03/2010 'da Kendini Bil adındaki blogumu yayın hayatına geçiriyorum. İsme gelince bugün günümüzde ne yaparsak yapalım, nerede yaşıyorsak yaşayalım veya hangi mevkii de olursak olalım Kendimizi Bilmemiz gerektiğini düşünmekteyim. Bu blog' da her türlü güncel konulardan bahsedeceğim gibi Kendimizi bilmemnin faydaları üzerine de yazacağım. Umarım yazılarımı okurken keyif alırsınız.
KENDİNİ BİL
Kendini Bil bunu incelediğimizde Socratesin öğüdünden Ezoterizime ve hatta bu konuda kişisel gelişim amaçlı seminerler dahi bulabiliriz. Peki nedir aslında kendini bilmek? Kendini bilmek bütün bilimlerin temelidir. Yani bunu başarmak gerçekten çok çetin bir sınavdır aynı anda. Bir hayat ve anlayış sınavıdır kolay değil tabi bu gerçekle yüz yüze gelip bu sınamadan geçmek. İşin diğer ilginç yanıda insanın bu yolculukta kendi başına olmasıdır. Kendiniz algılayacaksınız, çaba göstereceksiniz, araştıracaksınız ve doğru yolu bulacaksınız. Herkesin yolu farklı olacaktır fakat hedefi aynıdır hedef de Kendini Bilmekten geçmektedir.
" Cognosce te ipsum" yazarmış eskiden Apollo' nun mabedinin kapısında. Ben başka dini ve dini olmayan mabedlerde de yazdığını gördüm. Bence bunu toplum olarak paylaştığımız her yere yazılmalı ve bunu insanlarımıza hatırlatmalıyız. Çünkü günümüzün insan manzaralarına baktığımızda ahlaktan yoksun dejenere olmuş taklitçi bir toplum görüyorum. Yazımın başında dediğim gibi kolay değildir bu öğretiyi benimseyip kendini yetiştirmek. Dilerim herkes kendini daha iyi bilmenin bir yolunda ilerlesin.
Bugün 10/03/2010 'da Kendini Bil adındaki blogumu yayın hayatına geçiriyorum. İsme gelince bugün günümüzde ne yaparsak yapalım, nerede yaşıyorsak yaşayalım veya hangi mevkii de olursak olalım Kendimizi Bilmemiz gerektiğini düşünmekteyim. Bu blog' da her türlü güncel konulardan bahsedeceğim gibi Kendimizi bilmemnin faydaları üzerine de yazacağım. Umarım yazılarımı okurken keyif alırsınız.
KENDİNİ BİL
Kendini Bil bunu incelediğimizde Socratesin öğüdünden Ezoterizime ve hatta bu konuda kişisel gelişim amaçlı seminerler dahi bulabiliriz. Peki nedir aslında kendini bilmek? Kendini bilmek bütün bilimlerin temelidir. Yani bunu başarmak gerçekten çok çetin bir sınavdır aynı anda. Bir hayat ve anlayış sınavıdır kolay değil tabi bu gerçekle yüz yüze gelip bu sınamadan geçmek. İşin diğer ilginç yanıda insanın bu yolculukta kendi başına olmasıdır. Kendiniz algılayacaksınız, çaba göstereceksiniz, araştıracaksınız ve doğru yolu bulacaksınız. Herkesin yolu farklı olacaktır fakat hedefi aynıdır hedef de Kendini Bilmekten geçmektedir.
" Cognosce te ipsum" yazarmış eskiden Apollo' nun mabedinin kapısında. Ben başka dini ve dini olmayan mabedlerde de yazdığını gördüm. Bence bunu toplum olarak paylaştığımız her yere yazılmalı ve bunu insanlarımıza hatırlatmalıyız. Çünkü günümüzün insan manzaralarına baktığımızda ahlaktan yoksun dejenere olmuş taklitçi bir toplum görüyorum. Yazımın başında dediğim gibi kolay değildir bu öğretiyi benimseyip kendini yetiştirmek. Dilerim herkes kendini daha iyi bilmenin bir yolunda ilerlesin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)